Powered By Blogger

14 Temmuz 2016 Perşembe

Havva'nın Üç Kızı - Elif Şafak

Elif Şafak'ın bazı kitaplarını sevmişimdir ancak son yıllarda eskiden kendisinde sevdiğim nitelikleri kaybettiğini ve her yeni kitabının bir öncekinden daha kötü olduğunu fark ediyorum. Her ne kadar eleştirsem de ben Elif Şafak okurum, neler yazdığını merak ediyorum ancak her seferinde farklı bir çeşit hayal kırıklığı yaşıyorum maalesef. Şunu söyleyebilirim ki, bu kitap "daha iyi" olabilirdi, ya da ben bu kadarını Elif Şafak'tan beklerdim. Duymaktan sıkıldığım tespitlerin, yaşamaktan sıkıldığım tüm olayların sanki yeni fark ediliyormuş gibi bana sunulmasını pek özgün bir fikir olarak bulmadım (ya da benim farkındalığım yüksektir bilmiyorum). Bir aydının/yazarın içinde yaşadığı dönemin sorunlarını anlatması kaçınılmazdır, yapılması da gerekir diye düşünüyorum. Fakat bunun insanların artık bıktığı bir uslüpla yapılmaması ya da mevcut olan tüm aksaklıkların tek bir kitap içinde sıkıştırılarak verilmesine mecbur hissedilmemesi de gerekir aynı şekilde. Kitapta din ile dinsizlik arasında kalmış Türk kızı Peri, dindar ve dirayetli Mısır kökenli Amerikalı Mona ve inançsız ve inantçı İran kökenli ama kendisini hiçbir yere ait hissetmeyen Şirin'in Oxford'da kesişen hikayeleri yıllar sonra Peri'nin anımsamaları (dün ile bugün arasında gidip gelen flashbackler) şeklinde anlatılıyor. Anlatıcının Türk olmasından bahisle Türkiye'deki kimlik bunalımı ve oturmayan kişiliklerin yanı sıra ülkenin genel bir panoraması (bu yönüyle az da olsa Konstantiniyye Oteli'ni anısmattı bana) ve Doğu-Batı çatışmasına da değiniliyor. Aslında kendini arayışa dair bir roman ve şimdiye kadar bu konularda düşünmediyseniz, zihninizde kapılar açabilir. Ancak ince kitap zevkleri olan bir kişinin genel itibari ile kitabı çok beğeneceğini de sanmıyorum.

Kitapta özgün bulduğum birkaç tespit ve hoşuma giden bazı durumlar da yaşadım (az da olsa). Özellikle bu blogu açtığım ilk gün yukarıda yazdığım Mesnevi'den sevdiğim bir alıntının kitapta da geçiyor olması beni heyecanlandırdı. Biraz tercüme farkı var ama olsun, bir kitabevinin Mesnevi'ye bu şekilde atıf yapması bana etkileyici geldi. Ayrıca kitapta aralara serpiştirilen bazı eski kelimeler sayesinde anlamını bilmediğim yeni kelimeler de öğrendim, en sevdiğim "zerefşan" oldu. Beğendiğim bir tespit:

"Edebiyata tepkisel yaklaşmayı hiçbir zaman anlayamamıştı. Türkiye gibi kimlik sorunlarıyla cebelleşen ülkelerde insanlar, ne okuduklarından ziyade neyi okumayı reddettiklerini konuşuyorlardı. Dolayısıyla okumadıkları kitapları/yazarları tartışmaya daha çok zaman harcıyorlardı."

Şaif Hafız'dan ilk olarak kitapta okuyup beğendiğim bir şiir:

Ben Tanrı'dan o kadar çok şey öğrendim ki
Artık kendimi ne Hıristiyan, ne Hindu, ne Müslüman,
Ne Budist, ne Musevi addediyorum...
Hakikan bana o kadar çok açıldı ki
Artık kendimi ne erkek, ne kadın, ne melek,
Ne de hatta saf bir ruy sayıyorum...

3 yorum:

  1. Merhaba.
    Sadece kitabın resmini paylaşarak ne demek istediniz acaba?
    Hani hiç bir yorum yada bilgi olmayınca ...

    YanıtlaSil
  2. Bugün yazıyorum, kitabı sabah bitirdim teşekkürler

    YanıtlaSil
  3. Efendin neden soz ettiginizi anlamadim, isterseniz kaydimi tekrar okuyup anlayin sonra yazin

    YanıtlaSil

Hoşgeldiniz :) Yorumlarınız benim için bir kazançtır.